5 Temmuz 2012 Perşembe


KÜRT MÜCADELESİNDE SINIFSAL AYRIŞMA VE SOSYALİZM MÜCADELESİ !

B. GAP BÖLGESİNDE SANAYİLEŞMENİN (NSB – QIZ) AVANTAJLARI
  1. Maden ve Mineral kaynaklarının bölgede zengin rezervlere sahip olması,
  2. Ham madde temin kolaylığı,
  3. Ulaşım; Hava alanları, DDY yol şebekesinin mevcudiyeti, İpek Yolu kolaylığı,
  4. GAP’ın Tarım ve Gıda ile Tekstil ürünlerinin verim ve bolluğu,
  5. Kurulacak yatırımlarda yeni teknoloji kullanımı,
  6. Turizm; Alışverişe gelecek insanların gezi ve harcamalarının kolaylığı,
  7. Güvenlik ve Hizmet Sektörleri ile Müteahhitlik Hizmetlerinden faydalanmanın kolaylığı,
  8. Ucuz ve nitelikli işgücü,
  9. Tüketim pazarlarına yakınlık,
  10. Bürokratik İşlemlerin Azlığı,
  11. Vergi Düşüklüğü,

HABUR GÜMRÜK KAPISINDAN YAPILAN TİCARETTEN DEVLETİN ALDIĞI VERGİLER
DEVLETİN ve KURULUŞLARIN KAZANCI
Yıllık Devletin Tahsil Ettiği Vergi ve Harçlar;
  1. 111 Trilyon 285 Milyar KDV,
  2. 44 Trilyon 773 Milyar Motorlu Taşıt Vergisi,
  3. 18 Trilyon 350 Milyar Hayat Standardı Üzerinden Vergi,
  4. 1 Trilyon Fonlar ve Damga Vergisi,
  5. 2 Trilyon Stopaj Vergisi,
  6. 3 Trilyon Muayene Harcı,
  7. 10 Trilyon ŞIRGEV ile diğer Kurum ve Kuruluşlara yapılan kesinti ve bağışlar,
  8. TPİC’ in Karı bunun dışındadır,
    KÜRT SERMAYEDARLARININ ARZU VE İSTEKLERİ 

    "Yabancı sermaye dengesinin GAP’ta kurulması bakımından, sermaye ve yatırımların GAP Bölgesine çekilmesi gerekmektedir. Bu amaçla mevcut Mardin, Ş. Urfa, Diyarbakır ve Batman Organize Sanayi Bölgelerinin “Nitelikli Endüstri Bölgeleri” haline dönüştürülmesi ve GAP’ın tek serbest bölgesi olan Mardin Serbest Bölgesine, ABD’nin Ürdün Serbest Bölgelerine verdiği “Özel Statülü Bölge” ayrıcalığının verilmesini öneriyoruz."
Toplam 190 Trilyon Vergi ve Harçlardan elde edilen gelir.

AKP Ucuz emek cenneti yaratma ,Çin,Vietnam  çalışma jejimini kurma hevesini gerçekleştirmek için istikrarlı adımlar atıyor.Kürt illerinde hızla emek yoğun üretim yapan fabrikalar kuruluyor, özellikle tekstil ve ayakkabı sektöründe işçi bulma kurumu ve  bölge sanayici ve işadamları derneklerinin işbirliğiyle önce deneme süresi adı altında işçileri 6 ay ücretsiz çalıştırarak ,daha sonra asgari ücret üzerinden uzun saatler yoğun bir sömürüye tabi kılarak bedava emek sürecini başlatmış durumda,bu kürt coğrafyasındaki işçileşme sürecini hızlandırırken diğer yandan emeğin giderek ucuzlatılmasının yolunu döşüyor.Kürt ezilenlerinin ve yoksullarının tarımdan dışlanan işsiz kesimlerin sınıf kimliği ekseninde bir varoluş sergilmesi oldukça uzun bir zaman alacak olsada tarihsel açıdan bir olumluluk barındırmaktadır.Ulusal özgürlük talebinin sınıfsal özgürlük talebine yükseltilmesi  kürt ulusal mücadelesinin sınıfsal karakterinde dönüşüm yaratacak ve ezilen kesimlerin işçi sınıfı kimliğiyle mücadele içinde daha fazla söz sahibi olmasının yolunu açacaktır. “Kürt halkı,kürt ulusu“ gibi  kavramların bugüne kadar seslsndirilen ulusal taleplerin karakteri kürt işçisınıfı kimliğinin talepleriyle öne çıkması ayrışmayıda beraberinde getirecektir.Kürt emekçi ve ezilenleri kendi sınıfsal kimliklerinin belirlediği sınıfsal kurtuluş talebini ve sosyalizm istemini yükselteceklerdir. Bugün bu talep büyük metropollerdeki kürt işçi sınıfı için oldukça gecikmiş üstü ulusallıkla örtülmüş bir talep olarak kürt ulusal hareketi üzerinde bir basınç yaratmaktadır.Farklı sınıfların bugüne kadar birarada yürtttüğü burjuva nitelikli ulusal özgürlük mücadelesinin sınıfsal bir zeminde ayrışması kürt ulusal sorunun sosyalizm ekseninde bir çözüme yönelmesini hızlandıracaktır.Bu süreç oldukça sıkıntılı kırılganlıklar, çeşitli çatışmalar içeren bir yol izleme potansiyeli taşıyor olsada tarihsel olarak kürt mücadelesinin dinamiğine uygun talepler etrafında yeni bir sınıfsal kimlik oluşumunun yolunu açacaktır. Kürt ulusal mücadelesini silahlı olarak yürüten dağlardaki gerillalarda metropollerdeki kürt işçileride aynı sınıfın mensubudur kürt ezilen sınıf kimliğine sahiptir.İşçi sınıfı içinde giderek yoğunlaşan ve en zorlu koşullarda çalışan kürt işçilerinin kendi sınıf kimliği ve sınıfsal talepleriyle sınıf mücadelesi içindeki yerini alacak ve bu tüm bölgedeki mücadelelerin karakterini etkileyebilecek devrimci bir dinamiğe sahip olduğunu görmek gerekiyor. Büyük kentlerde ya da kürt illerinde asgari ücretin çok altında çalışan işçilerin Tuzla tersanelerinde ölümüne çalıştırılan işçilerin patronları da kürttür,ama bu aynı ulusun farklı çıkarlara sahip iki sınıfının çıkarları ulusal taleplerle örtülemez hale gelmiştir.Bizim dostumuz ve birlikte mücadele edeceğimiz sınıf bellidir kürt emekçi ve ezilenleri yani kürt işçi sınıfıdır . Sınıf mücadelesini kimliklere bölmek elbette doğru değildir bu sadece durumun tanımlanması açısından kurulan bir dildir. Marks'ın Komünist Manifesto da öne çıkardığı “BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ BİRLEŞİN” şiarı bugün bütün dünya işçilerine yol gösteren her zamankinden daha gerçek bir talep olarak işçi sınıfına yol göstermektedir.Sermayenin giderek merkezileştiği bir dünyada işçisınıfının mücadelesi de Uluslararası bir mücadele olarak yürüyecektir. Enternasyonalizm bunun Marksın yaşadığı dönemde formüle edilmiş bugün çok daha büyük öneme sahip olmazsa olmazımızdır.Dünyanın neresinde olursa olsun yükselen devrimci mücadeleler direk ya da dolaylı Uluslar arası sermayeye yönelik hareketlerdir, işçi sınıfının tüm örgütleri ve devrimcilik iddiası taşıyan her yapılanma bunu böyle anlamak ve anlamlandırmak zorundadır.Çağımız Emperyalizm çağıdır yani Lenin,in deyimiyle proleter devrimler çağıdır.Bu çağı iyi anlamak zorundayız sermaye sınıfı ulusal niteliğini yitireli çok zaman oldu,Dünyanın her yerinde uluslararsı tekellere ait aynı markaların kuşatması altındayız. Otomobilden, diş macununa, bilgisayardan,hamburgere,Hipermarketlerden,ambalajlı içme suyuna,hergün dakikalarca konuşmaya zorlandığınız cep telefonlarını üreten tekellere kadar, dünyanın en ücra köyünde bile olsanız sizi bulan pazarına dahil eden bir sermaye var.İşçilerin kollektif olarak üretttiği ürünler üretildiği ülkeden çok uzaklarda tüketime arz oluyor,Dünyanın bütün işçileri bir avuç asalak sermaye grubunun doymak bilmez kar hırsı için üretim yapıyor.Zihnini,bilgisini bedenini hızla yıpratarak,tüketerek kar ın gerçekleşmesine hizmet ediyor.Emperyalist Kapitalizm sadece canlı emeğimiz değil yaşadığımız çevreyi ,doğamızı ,suyumuzu, ormanları ,denizleri her şeyi kara dönüştürmek için hızla yok ediyorlar. Çalışma koşulları kapitalizmin ilk yıllarından daha kötü bir düzeydedir,çocuk işçiliğinin ve kadın emeğinin üretim içindeki payı giderek artmakta sömürü sınır tanımamaktadır.Üretim esnasında ölümler meslek hastalıkları,hızla artmakta buna rağmen işçi güvenliği maliyeti arttıran bir faktör olarak görüldüğü için hiçbir önlem alınmamaktadır.Ama ürün güvenliği söz konusu olduğunda her türlü önlem, maliyet gözetmeden alınmaktadır.Çalışan üreten insan yani işçiler değil, ürün daha değerlidir.Çünkü tüm dünyada teknoloji kullanımının artmasıyla beraber işgücüne duyulan ihtiyaç azalmıştır.İşsizlik artmış daha ucuza,daha kötü koşullarda çalıştırmak normal bir hale getirilmiştir. Uluslararası sermaye ile entegre olmuş TC sermayeside bu yarışa katılmak için uzun süredir çıkardığı yasalarla ve pratik uygulamalarla kendi hükümet ettiği ulusal sınırlarını Sermaye için ucuz emek ,köle emeği,bedava çalıştırma uygulamalarıyla,daha fazla çocuğu çalışmaya zorlayarak rekabet gücü kazanmak istiyor.Ne yazıkki ne işçi sınıfından ne sosyalist örgütlenmelerden bu güne kadar kitlesel bir karşı çıkış gerçekleşmedi.Yaşadığımız coğrafyada sınıfa yönelik saldırılara yanıt üretebilecek, bir karşı çıkışı örgütleyebilecek bir güç görünmüyor .Lokal düzeyde birbirinden kopuk çok fazla sayıda direnişler olsada sınıfa saldırı doğru bir bakış açısıyla kavranamadığından bu kıvılcımlar büyük bir yangına dönüşemiyor. Bu durum sömürüyü giderek derinleştiriyor işçi sınıfını hem fiziksel,hem de moral açıdan ,çürütüyor demoralize ediyor.Umudu büyütmek en küçük direnişleri büyük yangınlara dönüştürmekten bu durumu doğru görmek ve doğru davranışı örgütlemekten geçiyor .Nerede bir direniş bir isyan varsa devrimciler orada bütün güçleriyle olmalıdır.Bütün ayrılıklar bir yana bırakılmalı ortaklaşa daha büyük cüretli devrimci karşı çıkışlar örgütlenmelidir.İşçi sınıfı bu kuşatmayı kırabilecek tarihsel birikime ve güce sahiptir.Eksik olan sınıf bakış açısıdır Sosyalizm ve devrimcilik iddiası taşıyanlar sınıfın yükselen sesine kulak vermeli ve eylemlerini sahipsiz bırakmamalı bütün güçlerimizi seferber ederek buralara yığmalıyız.