3 Mayıs 2016 Salı

16 HAZİRAN 1970 İN ANLAŞILAMAYAN TARİHSEL ANLAMI ÜZERİNE



DİSK CHP’nin arka bahçesiydi ama çizgi AKP ye kadar uzandı. Bu adamlar mı işçi sınıfını temsil ediyor. O zaman işçi sınıfı bu asalaklardan derhal kurtulmalıdır.16 Haziranda işçilere evinize dönün diyen DİSK yöneticileri bu gün işçi sınıfının devrimci potansiyellerini düzen içinde tutmakla görevliler. İşçi sınıfı önce bu sendika bürokratlarından sendikalarını kurtarmalıdır. Kendi sözünü açıktan hiyerarşisiz özgürce ifade edeceği kendi özgücüne dayalı meşru fiili mücadeleyi esas alan yeni bir çıkış gerçekleştirmelidir.16 Haziranı o günkü TÜRK-İŞ genel sekreteri Halil TUNÇ bile" direniş değil ayaklanma " diyerek yorumlarken devrimciler hala bir direnişten söz ederek sınıfın devrimci potansiyelini göremeyerek, onu sıradan bir eylem düzeyine indirgemeye yardımcı oluyorlar. İşçi sınıfının bu tarihsel öneme sahip ayaklanmasının ciddiyetinin farkına varan İstanbul sermayesi apar topar İstanbul terk etmek, soluğu Avrupa almak için uçaklarda yer bulamadığı "bir özel " durumda devrimcilik iddiası taşıyanların işi, işçi sınıfını sakinleştirmek değil devrimci bir çizgiyi ortaya koymak ve iktidarı alması için işçi sınıfının yolunu açmaktır. Ancak bu irade o günde bu günde bir anlayış olarak ne yazık ki kendini örgütlü hale getirememiştir. Sınıf partisinin hem fiili hem iradi olarak olmadığı durumlarda sınıfın rolünü ancak bu kadar oynayabileceği gerçeğini yaşayarak öğrenmek devrimcilik olarak tarif edilemeyecek bir durumdur. İşçi sınıfı 16 Haziranda sınıfın gücünü ortaya koymuştur, ancak bunu anlayan bir muhatap bulamamıştır, İşçi sınıfını göremeyen popülist devrimci hareketler çözümü dağda arayıp nesnelliği okuyamadan sonu trajik bitecek bir maceraya atılmışlar, parlamento sosyalistleri de bu sınıfa öncülük edecek iradeye zaten sahip olmadıklarından işçi sınıfının öfkesini sakinleştirmeye yardımcı olmuşlardır. İşçi sınıfı tarihinin bu önemli ayaklanma deneyi kendi sınıfı açısından oldukça başarılıdır. Burada bir başarısızlık aranacaksa sınıfı devrime taşıyabilecek güçlerdedir. 16 Haziran başkaldırısı bu gün hala aşılamamış ve ne yazık ki gerektiği gibi anlaşılamamıştır. Bu günde, bu tarihi deneyimi düzen içi bir algıyla sendikacıların işçi sınıfını sakinleştirme günü olarak manipüle ettiklerini söylemek sınıf devrimciliğinin dibe vurduğu bu uzun tasfiye sürecinin sonucu olarak normalleşmiştir.