23 Mart 2021 Salı

NEWROZ VE HDP ÜZERİNE KISA DÜŞÜNCELER

  2021 yılı Newroz kutlamaları neredeyse bütün HDP li belediyelere atanan kayyumlar, Meclise gelmesi beklenen fezlekeler, Demirtaş'ın ve bir çok vekil ve belediye başkanının tutklu olmalarının, geçen yıl pandemi bahane edilerek Newroz'un kutlanmasında ısrar edilmeden geçiştirilmesi, uzun süredir tutuklu bulunan DEMİRTAŞ'ın AİHM kararlarına rağmen salıverilmemesi, HDP Kocaeli milletvekili Ömer Faruk GERGERLİOĞLU' nun dokunulmazlığının mecliste oldu bittiye getirilerek alelacele kaldırılarak hapis cezasına çarptırılmasının şoku yaşanırken, HDP ye açılan kapatma davasının yarattığı moral bozukluğunun yol açtığı olumsuz havanın oldukça etkilediği bir iklimde gerçekleşti.                                    

Kutlamalara katılım, birikmiş birçok sorunun üst üste yığıldığı sürekli ve yoğun saldırıların bu sorunları ertelediği ama çözemediği politik sıkışmışlık koşullarında moralin stabil seyrettiği coşkudan çok kaygının ve belirsizliğin egemen olduğu psikolojinin etkisi altında alanın boş olmadığını göstermek kaygısıyla gerçekleştirildi diyebiliriz. Ahmet ŞIK'ın ve Ayhan BİLGEN'in HDP nin örgütsel yapısına dönük eleştirileri geçiştirilerek yol alınmaya çalışılması var olan kaygıları gidermeye yetmedi.

HDP hızla, bir çok nedenle ama en çok demokratik bir işleyişin olmaması eleştirileri nedeniyle aynı CHP gibi kerhen oy verilen bir parti konumuna doğru hızla yol alırken, kendisine dönük bir özeleştiri süreci yaşanmaksızın yol almaya devam etme ısrarından kaynaklı güç kaybediyor. Moral ve motivasyonu düşük çaresizlikten oy veren insanlar yığınına dönüşüyor. Geçmiş yılların enerjisi artık yok. İnsanların kendilerini temsil ettiklerini düşündükleri insanlar partiden uzak duruyor. Açıklama yapmaktan imtina etseler bile tutumlarından bir rahatsızlık olduğu anlaşılıyor ve bu içsel bir kırılmaya yol açıyor. Sırrı Süreya ÖNDER'in İstanbul Newrozun yaptığı zoraki konuşmanın duygu durmu kitleleri olumsuz etkiliyor.

Ahmet ŞIK'ın, Ayhan BİLGEN'in, Sırrı Süreya ÖNDER'in içine düşürüldükleri durum HDP nin uzun süredir kendi iç dinamikleriyle bir politik hat belirleyemediği izlenimini güçlendiriyor.

HDP nin politik hattının örgütsel işleyişinin itaat etmenin dışında bir eleştiriye olanak tanımadığı izlenimi güç kazanıyor. Sadece iktidarın kayyumları ve sürekli tutuklamalar bu durumu açıklamaya yeterli bir dayanak oluşturmaya yetmiyor.

HDP yi bir çok kişisel pozitif becerisinin etkisiyle Türkiyelileştirme siyasetinin başarılmasına sempati duyulmasına olağanüstü katkı koyan Selahattin DEMİRTAŞ'ın tutuklandığı andan bu güne kadar (sistemli ve bilinçli iradi bir çabayla) sanki hiç yokmuş ve önemsizmiş gibi bir sessizlikle gündeme bile getirilemeyişi buna neden olanların oy vene ve rahatsızlık duyan herkese eğer önem veriyorlarsa açıklaması gereken bir durum olmaya devam ediyor.

HDP kendi iç dinamikleriyle demokratik bir işleyişle kendi siyasal politik ve örgütsel durumunu ve duruşunu tartışamayacaksa bu yolla geleceğe taşıyamayacaksa, eleştirlere kapalıysa ve bunu baskıcı tehditkar yöntemlerle baskı altına alıyorsa diğer partilerin hiyerarşik anti demokratik yapılarından ne farkı olacaktır.

HDP ona umut bağlayanların umut bağlama nedenlerini ortadan kaldırarak onlara kulaklarını tıkayarak umut olmayı gerçekleştiremez.

HDP kendisinden hem düşünsel, hem psikoljik hemde fiziken hızla uzaklaşan kalabalıkların neden bu duruma düşürüldüklerini kendi içinde mutlaka tartışmalı eleştirilere kulak kabartmalıdır. 

Derin bir ekonomik ve siyasi krizin bütük toplumsal kesimlerde yarattığı demoralizasyon ve umutsuzluk haline daha fazla çürümeye dönüşmeden somut önerilerle onların nabzını tutarak birlikte yanıt üretmenin imkan ve koşullarını yaratmalıdır.

HDP nin kendi tabanıyla onu destekleyenlerle arsındaki bağ gevşemekte,  kurduğu dil kitlelerin beklentilerini karşılayan kapsayıcı olma özelliğini yitirmektedir. İnsanlar duymak istediklerini kendi yaşamlarına dokunan çıkışları uzun süredir bir türlü partisinin açıklamalarında bulamamaktadır.

HDP de parti olarak bir siyasi, politik ve örgütsel kriz yaşamaktadır.

Bu krizi çözmenin yolu dar toplantılarda farklı hesapların yapıldığı grupların ve iradelerin belirleyici olduğu kararlar değildir.

Tabandan başlayarak başlangıçta sınırları oldukça geniş çizilen insan gruplarının nabzını tutan onların sorunlarıyla hem hal olan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Milletvekillerinin belirlenmesinden Parti politikalarının belirlenmesine kadar insanlara güven veren açık şeffaf süreçler işletilmelidir.

Tepeden inme ben yaptım oldu anlayışıyla, size oy veren, politik düzeyi ve kavrayışı oldukça yüksek, refleksleri gelişmiş, bir çok konuda partiyi zorlayabilecek politikalar üretme kapasitesine sahip seçmen kitlenizin analizini doğru yapmak zorundasınız. Demokratik işleyiş esastır, bundan vazgeçtiğinizde HDP den geriye dar hiyerarşik bir homojen topluluk kalır. Bu yapıda bu darlıkla iddialarının gerisinde bir karikatüre dönüşür.

Henüz vakit varken HDP ismine yakışır bir parti olmanın koşullarını zorlamalıdır.

Tek tek ayrılan ve konuşmaktan imtina eden insanlar onlara oy veren insanların temsilcileri olarak sözlerini söyleme hakkına sahip olmalıdır. Konuşamamak ağır bir baskıdır ve bu baskı o baskıyı uygulayan yapıyı zamanla çürütür. Yanlış yaptığında özeleştiri vermekten kaçınmak güçlü olmanın değil zayıflığın göstergesidir.

HDP özeleştiri mekanizmalarının işlediği kendini yenileyerek, koparak, sıçrayarak tarihsel konjonktüre uygun yanıtlar üreten dinamik bir yapı haline gelebilir.

Bedeli ne olursa olsun konuşmak ve gerçeği dile getirmek gerekiyor.

O gerçek bugünkü suskunluktan ve çürümeden kendini sıyırmalı ve gün yüzüne çıkmalıdır.

Er yada geç çıkacaktır. Ancak doğru yol ve yöntemlerle kendi doğası içinde olması zamanın ruhuna uygun olacaktır. Sırf birileri gücü elinde bulundurduğu için böyle olmuyorsa zaman, enerji ve insan emeği kayba uğrayacak tarihsel kazanımlar gecikecektir.