KÜRT MÜCADELESİNDE SINIFSAL AYRIŞMA VE SOSYALİZM MÜCADELESİ !
B. GAP BÖLGESİNDE SANAYİLEŞMENİN (NSB – QIZ) AVANTAJLARI
- Maden ve Mineral kaynaklarının bölgede zengin rezervlere sahip olması,
- Ham madde temin kolaylığı,
- Ulaşım; Hava alanları, DDY yol şebekesinin mevcudiyeti, İpek Yolu kolaylığı,
- GAP’ın Tarım ve Gıda ile Tekstil ürünlerinin verim ve bolluğu,
- Kurulacak yatırımlarda yeni teknoloji kullanımı,
- Turizm; Alışverişe gelecek insanların gezi ve harcamalarının kolaylığı,
- Güvenlik ve Hizmet Sektörleri ile Müteahhitlik Hizmetlerinden faydalanmanın kolaylığı,
- Ucuz ve nitelikli işgücü,
- Tüketim pazarlarına yakınlık,
- Bürokratik İşlemlerin Azlığı,
- Vergi Düşüklüğü,
HABUR GÜMRÜK KAPISINDAN YAPILAN TİCARETTEN DEVLETİN ALDIĞI VERGİLER
DEVLETİN ve KURULUŞLARIN KAZANCI
Yıllık
Devletin Tahsil Ettiği Vergi ve Harçlar;
- 111 Trilyon 285 Milyar KDV,
- 44 Trilyon 773 Milyar Motorlu Taşıt Vergisi,
- 18 Trilyon 350 Milyar Hayat Standardı Üzerinden Vergi,
- 1 Trilyon Fonlar ve Damga Vergisi,
- 2 Trilyon Stopaj Vergisi,
- 3 Trilyon Muayene Harcı,
- 10 Trilyon ŞIRGEV ile diğer Kurum ve Kuruluşlara yapılan kesinti ve bağışlar,
- TPİC’ in Karı bunun dışındadır,KÜRT SERMAYEDARLARININ ARZU VE İSTEKLERİ"Yabancı sermaye dengesinin GAP’ta kurulması bakımından, sermaye ve yatırımların GAP Bölgesine çekilmesi gerekmektedir. Bu amaçla mevcut Mardin, Ş. Urfa, Diyarbakır ve Batman Organize Sanayi Bölgelerinin “Nitelikli Endüstri Bölgeleri” haline dönüştürülmesi ve GAP’ın tek serbest bölgesi olan Mardin Serbest Bölgesine, ABD’nin Ürdün Serbest Bölgelerine verdiği “Özel Statülü Bölge” ayrıcalığının verilmesini öneriyoruz."
Toplam
190 Trilyon Vergi ve Harçlardan elde edilen gelir.
AKP Ucuz emek cenneti yaratma ,Çin,Vietnam çalışma jejimini kurma
hevesini gerçekleştirmek için istikrarlı adımlar atıyor.Kürt
illerinde hızla emek yoğun üretim yapan fabrikalar kuruluyor,
özellikle tekstil ve ayakkabı sektöründe işçi bulma kurumu ve bölge sanayici ve işadamları derneklerinin işbirliğiyle önce deneme
süresi adı altında işçileri 6 ay ücretsiz çalıştırarak
,daha sonra asgari ücret üzerinden uzun saatler yoğun bir
sömürüye tabi kılarak bedava emek sürecini başlatmış
durumda,bu kürt coğrafyasındaki işçileşme sürecini
hızlandırırken diğer yandan emeğin giderek ucuzlatılmasının
yolunu döşüyor.Kürt ezilenlerinin ve yoksullarının tarımdan
dışlanan işsiz kesimlerin sınıf kimliği ekseninde bir varoluş
sergilmesi oldukça uzun bir zaman alacak olsada tarihsel açıdan
bir olumluluk barındırmaktadır.Ulusal özgürlük talebinin
sınıfsal özgürlük talebine yükseltilmesi kürt ulusal
mücadelesinin sınıfsal karakterinde dönüşüm yaratacak ve
ezilen kesimlerin işçi sınıfı kimliğiyle mücadele içinde daha
fazla söz sahibi olmasının yolunu açacaktır. “Kürt halkı,kürt ulusu“ gibi kavramların bugüne kadar seslsndirilen ulusal taleplerin karakteri kürt işçisınıfı kimliğinin talepleriyle öne çıkması ayrışmayıda beraberinde
getirecektir.Kürt emekçi ve ezilenleri kendi
sınıfsal kimliklerinin belirlediği sınıfsal kurtuluş talebini
ve sosyalizm istemini yükselteceklerdir. Bugün bu talep büyük
metropollerdeki kürt işçi sınıfı için oldukça gecikmiş
üstü ulusallıkla örtülmüş bir talep olarak kürt ulusal
hareketi üzerinde bir basınç yaratmaktadır.Farklı sınıfların
bugüne kadar birarada yürtttüğü burjuva nitelikli ulusal
özgürlük mücadelesinin sınıfsal bir zeminde ayrışması kürt
ulusal sorunun sosyalizm ekseninde bir çözüme yönelmesini
hızlandıracaktır.Bu süreç oldukça sıkıntılı kırılganlıklar,
çeşitli çatışmalar içeren bir yol izleme potansiyeli taşıyor
olsada tarihsel olarak kürt mücadelesinin dinamiğine uygun
talepler etrafında yeni bir sınıfsal kimlik oluşumunun yolunu
açacaktır. Kürt ulusal mücadelesini silahlı olarak yürüten
dağlardaki gerillalarda metropollerdeki kürt işçileride aynı
sınıfın mensubudur kürt ezilen sınıf kimliğine sahiptir.İşçi
sınıfı içinde giderek yoğunlaşan ve en zorlu koşullarda
çalışan kürt işçilerinin kendi sınıf kimliği ve sınıfsal
talepleriyle sınıf mücadelesi içindeki yerini alacak ve bu tüm
bölgedeki mücadelelerin karakterini etkileyebilecek devrimci bir
dinamiğe sahip olduğunu görmek gerekiyor. Büyük kentlerde ya da
kürt illerinde asgari ücretin çok altında çalışan işçilerin
Tuzla tersanelerinde ölümüne çalıştırılan işçilerin
patronları da kürttür,ama bu aynı ulusun farklı çıkarlara
sahip iki sınıfının çıkarları ulusal taleplerle örtülemez
hale gelmiştir.Bizim dostumuz ve birlikte mücadele edeceğimiz
sınıf bellidir kürt emekçi ve ezilenleri yani kürt işçi
sınıfıdır . Sınıf mücadelesini kimliklere bölmek
elbette doğru değildir bu sadece durumun tanımlanması açısından
kurulan bir dildir. Marks'ın Komünist Manifesto da öne çıkardığı
“BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ
BİRLEŞİN” şiarı bugün bütün dünya işçilerine yol
gösteren her zamankinden daha gerçek bir talep olarak işçi
sınıfına yol göstermektedir.Sermayenin giderek merkezileştiği
bir dünyada işçisınıfının mücadelesi de Uluslararası bir
mücadele olarak yürüyecektir. Enternasyonalizm bunun Marksın
yaşadığı dönemde formüle edilmiş bugün çok daha büyük
öneme sahip olmazsa olmazımızdır.Dünyanın neresinde olursa
olsun yükselen devrimci mücadeleler direk ya da dolaylı Uluslar
arası sermayeye yönelik hareketlerdir, işçi sınıfının tüm
örgütleri ve devrimcilik iddiası taşıyan her yapılanma bunu
böyle anlamak ve anlamlandırmak zorundadır.Çağımız Emperyalizm
çağıdır yani Lenin,in deyimiyle proleter devrimler çağıdır.Bu
çağı iyi anlamak zorundayız sermaye sınıfı ulusal niteliğini
yitireli çok zaman oldu,Dünyanın her yerinde uluslararsı
tekellere ait aynı markaların kuşatması altındayız.
Otomobilden, diş macununa,
bilgisayardan,hamburgere,Hipermarketlerden,ambalajlı içme
suyuna,hergün dakikalarca konuşmaya zorlandığınız cep
telefonlarını üreten tekellere kadar, dünyanın en ücra köyünde
bile olsanız sizi bulan pazarına dahil eden bir sermaye
var.İşçilerin kollektif olarak üretttiği ürünler üretildiği
ülkeden çok uzaklarda tüketime arz oluyor,Dünyanın bütün
işçileri bir avuç asalak sermaye grubunun doymak bilmez kar hırsı
için üretim yapıyor.Zihnini,bilgisini bedenini hızla
yıpratarak,tüketerek kar ın gerçekleşmesine hizmet
ediyor.Emperyalist Kapitalizm sadece canlı emeğimiz değil
yaşadığımız çevreyi ,doğamızı ,suyumuzu, ormanları
,denizleri her şeyi kara dönüştürmek için hızla yok ediyorlar.
Çalışma koşulları kapitalizmin ilk yıllarından daha kötü bir
düzeydedir,çocuk işçiliğinin ve kadın emeğinin üretim
içindeki payı giderek artmakta sömürü sınır
tanımamaktadır.Üretim esnasında ölümler meslek
hastalıkları,hızla artmakta buna rağmen işçi güvenliği
maliyeti arttıran bir faktör olarak görüldüğü için hiçbir
önlem alınmamaktadır.Ama ürün güvenliği söz konusu olduğunda
her türlü önlem, maliyet gözetmeden alınmaktadır.Çalışan
üreten insan yani işçiler değil, ürün daha değerlidir.Çünkü
tüm dünyada teknoloji kullanımının artmasıyla beraber işgücüne
duyulan ihtiyaç azalmıştır.İşsizlik artmış daha ucuza,daha
kötü koşullarda çalıştırmak normal bir hale getirilmiştir.
Uluslararası sermaye ile entegre olmuş TC sermayeside bu yarışa
katılmak için uzun süredir çıkardığı yasalarla ve pratik
uygulamalarla kendi hükümet ettiği ulusal sınırlarını Sermaye
için ucuz emek ,köle emeği,bedava çalıştırma
uygulamalarıyla,daha fazla çocuğu çalışmaya zorlayarak rekabet
gücü kazanmak istiyor.Ne yazıkki ne işçi sınıfından ne
sosyalist örgütlenmelerden bu güne kadar kitlesel bir karşı
çıkış gerçekleşmedi.Yaşadığımız coğrafyada sınıfa
yönelik saldırılara yanıt üretebilecek, bir karşı çıkışı
örgütleyebilecek bir güç görünmüyor .Lokal düzeyde
birbirinden kopuk çok fazla sayıda direnişler olsada sınıfa
saldırı doğru bir bakış açısıyla kavranamadığından bu
kıvılcımlar büyük bir yangına dönüşemiyor. Bu durum sömürüyü
giderek derinleştiriyor işçi sınıfını hem fiziksel,hem de
moral açıdan ,çürütüyor demoralize ediyor.Umudu büyütmek en
küçük direnişleri büyük yangınlara dönüştürmekten bu
durumu doğru görmek ve doğru davranışı örgütlemekten geçiyor
.Nerede bir direniş bir isyan varsa devrimciler orada bütün
güçleriyle olmalıdır.Bütün ayrılıklar bir yana bırakılmalı
ortaklaşa daha büyük cüretli devrimci karşı çıkışlar
örgütlenmelidir.İşçi sınıfı bu kuşatmayı kırabilecek
tarihsel birikime ve güce sahiptir.Eksik olan sınıf bakış
açısıdır Sosyalizm ve devrimcilik iddiası taşıyanlar sınıfın
yükselen sesine kulak vermeli ve eylemlerini sahipsiz bırakmamalı
bütün güçlerimizi seferber ederek buralara yığmalıyız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder