15 Temmuz 2019 Pazartesi

İŞÇİ KONSEYLERİ TOPLANTISI





Sınıf kimliği edinmiş işçi davranışından çok, eril, lümpen denebilecek bir tavır kendini hissettiriyor. Salona girişte evde yapılan börek, kurabiye, kek vb. yiyecekler kutuların içinde meyve suyu eşliğinde gelen konuklara ikram ediliyor. Gelen işçilerle samimi olduklarını hissettirmeye çalışan abi ve ablaların davranışı sırıtıyor. Sahne kendine özgü sloganların yazılı olduğu pankartlarla donatılmış. En dikkat çekici iki slogan dikkatimi çekiyor.

ÖNCÜ İŞÇİLER ÖNE, EN ÖNE! ve ZAFER KESİNDİR!
Öncü olmak yetmez en önde olacaksın,
Zafer ise tartışmasız ve kesindir zaten şüphe duymak kimin haddine.

Slayt gösterisi durmadan akıyor, müzikler her türden kimi duygulu, kimi coşkulu abinin seçimi muhtemelen. En önemli olanını pek bilen yok.
Sahnede bir masa ve üç sandalye var. Genç bir kadın ellilerinde uzun kıvırcık beyaz saçlı biri ve abla oturuyor. İkisinin önünde yazman ablanınkinde kolaylaştırıcı yazıyor.
Heyecanlı olduklarını gizlemeye çalışsalar da bir şekilde hissediliyor. Sonuçta tarihi önemde bir iş yapılıyor. Fotoğraflar videolar çekiliyor.
Salonda elliye yakın kişi var. Gelemeyen işçi arkadaşların neden gelemediklerini uzun uzun anlatıyor abi. Düğünü olan, arkadaşının yerine mesaiye kalan, misafiri gelen vb. nedenler sıralanıyor. Salonun neden boş olduğu açıklanmış oluyor böylece.
Sırayla değişik sektörlerden işçiler sahnedeki kürsüye çıkıp kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar. Çoğu heyecandan konuşmakta zorlanıyor bazıları ceplerinden bir kağıt çıkarıp oradan okumaya çalışıyor. Çok uzun konuşamadan utanıp kürsüden iniyorlar. Bazıları daha tecrübeli İstanbul Zeytinburnu belediyesinden atılan ve 464 gündür direndiğini söyleyen işçi arkadaş. Biraz duygusal ancak öfkeli ve inatçı kendi mücadelesini anlatan bir konuşma yapıyor. Sonra SİBAŞ direnişçisi kadın işçiler konuşuyor onlar daha rahatlar.
Bazlıları başkaları tarafından yazılıp eline verildiği, (okuma zorluğundan) anlaşılan metinleri sıkıntı içinde bitirmeye çalışıyor bazı kavramların telaffuzu çok zorluyor, belli ki daha önce pek kullanmamış.
Abi güçlü sesiyle kulaklarımızı patlatırcasına ajite düzeyi yüksek bir şiir okuyor. Gerçektende mikrofon patlıyor ve çıplak sesiyle devam ediyor.
Konuklara da söz veriliyor. Daha çok iç dökme ve dertleşme tarzında bir hava var.
Her işçi kürsüye çağrıldığında çok yüksek bir sesle arkadan biri slogan atıyor ve bütün salon var sesiyle tekrar ediyor. Bazıları çağrıldığında slogan atarak sahneye çıkıyor.
Ben hayret içinde analiz etmeye çalışırken, kendimi çok tuhaf hissediyorum. Bu durumu nasıl tanımlayacağımı kafamda kuruyorum daha simgesel bir anlatıyla işin içinden çıkabileceğime karar veriyorum.

EN GÜZEL MEZHEBİN MUTLU MÜRİDLERİYLE BİR PAZAR AYİNİ

Kendi mezhebinin en mükemmel  su katılmamış inanış olduğunu düşünen ve ritüellerine sımsıkı bağlı ve tekrar ettikçe daha güçlü bir iman sahibi olduğuna inanmış insanlar topluluğu. 
Abi ve ablaları mezhebin yerel tartışmasız yarı kutsalları. Sahneye çıktığında herkes büyük bir saygı ve hayranlıkla gözlerinin ona dikiyor. 
Abi etki gücü yüksek bir şiir okuyor, sesinin son sınırlarını zorluyor. İzleyen müridler kendinden geçiyor adeta. Bağırdıkça bağırıyor. Şiir çok uzun belikli iyi çalışılmış kavga, direnç, isyan, hafızadan güçlü ses tonuyla okununca herkes uyarılmış halde, yerinden fırlayıp sokaklara taşacak hale geliyor. Bağlılıklarını ve imanlarını tazeliyorlar. Bir zikir hali yaşanıyor. Duvarlarda kendi inançlarını yansıtan kesin ve sert cümlelerden oluşan ayetlere bakıyorlar. Vecd ile gerçek yaşamdan kopup uhrevi bir dünyaya yelken açmış bu insanların içinde sırıtıyoruz birkaç kişi.
Her daim ellerini patlatırcasına alkışlara boğazlarını yırtarcasına atılan sloganlara katılmadığımız gibi şaşkınlıkla bakmamıza şaşıyorlar.
Abartıda sınır yok sayı az ancak coşku oldukça yüksek. Konuşmaların içeriği sohbet kıvamında olsa da bu pek dert değil. Büyük ideallerin bilgisinden çok inancın gücü yeterli oluyor deme ki. İman tazeleme ve zikir de önemli elbette. Her mürid en keskin biçimde inancını haykırıyor. Herkes ayrı ayrı ve birlikte tekrar ediyor. Ne kadar güçlü ve sık bağırırsan haklılığın ve gücün tazeleniyor. Devrimcilik dinin en güzel mezhebi olmanın mutluluğu her ayinde tekrarlanıyor. Boşalmanın getirdiği rahatlamayla çıkılıyor ibadethaneden. Sokaklarda kendini diğerlerinden çok ayrı daha güçlü hissediyor insan. Bu en büyük mutluluk. Olsun sayımız az ama inancımız güçlü, hiçbir mezhep bizden inançlı ve kararlı değil. Er geç anlaşılacak en güzel en makbul mezhebin bizimkisi olduğu. Şimdi bizi anlayamayacak diğer mezheplere inancımızı anlatarak konuşarak kendimizi yormanın alemi yok. İbadetlerimizi eksiksiz sürdürmek sık sık tekrar etmek imanımızı diri tutmak için çok önemli. Her şey bu kadar açık ortadayken nasıl anlayamadıklarını anlayamıyorum. Neden doğru olan bizim mezhebimize inanmakta zorlanıyorlar. Bir misafir söz alıp dinimizin kutsal metinlerine dönmek iyice okumak gerekir diyor. Küçük bir katkı olarak alıp misafiri mahcup etmemek için not alıyorlar naçizane öneriyi. Onların çoktan okuyup bitirdiği metinlere tekrar göz atmanın ne zararı var elbette arada bakmak lazım gelir diyorlar. Misafirinde gönlü olsun kabiliden.

Biraz sert bir eleştiri biliyorum ama biz kendimizi böyle eleştirmezsek düşman çok daha acımasızca yok edecektir.
Marksizm dışı bir devrimcilik tarihin bilgisine yeterince sahip olmadan, duygularla yürütülen mücadeleler her zaman yıkım ve yok oluşla sona eriyor. Bunun önüne geçmek için bu sert eleştirilere ihtiyacımız var.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder