16 Haziran 2020 Salı

16 HAZİRANI ANLAMAYANLAR AŞAMAZLAR!

https://www.evrensel.net/haber/407275/istanbul-emek-baris-ve-demokrasi-gucleri-turkiye-ucuz-emek-cennetine-cevrildi?utm_source=anasayfa&utm_medium=manset&utm_campaign=haber&slide_order=01

15-16 Haziran 1970 İşçi sınıfının mücadele tarihinde aşılamayan bir eşik olmaya devam ediyor.
İşçi sınıfının bu büyük tarihsel eylemi Türkiye "devrimci, sosyalist, komünist" hareketi tarafından bir türlü anlaşılamayan, çok temel bir çok özelliği içinde barındırıyor.

Dönemin devrimci yapılarına karakterini veren anti emperyalist kavrayış ve konumlanış, onun sınıf algısını ve ilişkisini temelden belirleyen bir faktör olmuş ve bu günde köklü ideolojik bir kopuş ne yazık ki gerçekleştirilememiştir.
71 devrimcileri her ne kadar o gün için hareketin içinde aktif olarak yer almış olsalar bile bu o günkü sınıfın bu tarihsel eylemini kavradıklarını göstermiyor.
Sınıfın varlığı tartışma konusu olmaktan çıkmış gibi görünse de o günün devrimci yapıları işçi sınıfını iktidarını örgütlemek için kentlerde fabrikalarda çalışmak yerine, kırlara çıkıp köylüleri örgütleme çabasını öne almışlardır.71 Devrimcilerinin kentlerin büyük üniversite kampüslerinde kurdukları hayalleri ne yazık ki kırlarda gelincikler gibi zamansız solmuştur.

Burada temel problem referans olarak hemen yanı başında gerçekleşen ve bu toprakları derinden etkileyen Ekim devrimini, 16 Haziranda fabrikalardan sokaklara caddelere sel gibi akan ve burjuvazinin yüreğine korku salan devrimin öncüsü işçi sınıfını değil de, Çin deki, Küba'daki, Hindistan'daki köylülüğü temel aldığı düşünülen gerillacı hareketlerden etkilenmişler Kırlardan şehirleri kuşatma hayalinin peşine düşmüşlerdir.
İşçi sınıfı kendisini devrime taşıyacak önderlikten, devrime önderlik etme iddiasında olan devrimciler sınıftan yoksun kalmıştır.
Tarihten öğrenmek için yeterli birikim olmasına rağmen, Kemalist ideolojik damar  baskın gelmiş ve kopuş bir türlü gerçekleştirilememiştir.
Bütün devrimci hareketler çıkış itibariyle kendilerini yarım kalmış "Kemalist bağımsızlıkçı" devrimi tamamlama emperyalizme karşı savaş göreviyle ve onun devamcısı olarak tanımlamışlardır.
Tarihin süreklilik içinde sınıfsal bir zeminde kavranamamış olması nedeniyle Kemalizmin sınıf karakteri yeterince anlaşılamamış ve bu nedenle köklü bir kopuş gerçekleşememiştir.
71 devrimcilerinin beslenme kaynakları daha çok Doğan AVCIOĞLU, Mihri BELLİ ve Hikmet KIVILCIMLI olduğundan ideolojik bir çok konu yeterince berraklaştırılıp Bolşevik Partisi ve onun çizgisinde bir devrim anlayışı egemen olamamıştır.

Kaypakkaya'nın ilk yazılarındaki Kemalizme bağlılığı Milli Kurtuluş Savaşı temel saptamalarını temel alması nedeniyle Kemalizme eleştiri yöneltmiş olsa da köklü bir kopuşu gerçekleştirememiştir.
71 devrimciliği burjuva parlamentarizminden bir kopuşu işaretlese de sınıfın doğru bir zeminde kavranması ve devrimin karakteri ve öncülük konusunda bulanıklık hem teorik hem pratik olarak terk edilememiştir.
İşçi sınıfının 1917 ekim devrimi iktidar deneyimi canlı  olarak göz önünde dururken köylülüğü ve gençliği temel alan bir kır'a yönelme sınıflar mücadelesine net bir bakışın olmayışını gösteriyor.

16 Haziran direniş değil Ayaklanma!

16 Hazira'ı hazırlayan koşullara bakıldığında İşçi Sınıfının bir çok öğretici devrimci deney biriktirdiğini, az topraklı köylülerin toprak işgal denemelerini, devrimci gençliğin üniversiteden taşan kitlesel ve giderek radikalleşen eylemlerini görürüz.
Dünyada gelişen devrimci dinamiğin bu topraklara yansıması olarak okumak da yanlış olmayacaktır.

ABD nin Vietnam'da yaptıkları bütün dünyada yansımasını bulmuş, ABD karşıtı eylemler bütün dünyayı sarmış, ABD nin Vietnam yenilgisi Dünyanın ezilenlerine büyük moral kaynağı olmuş  Avrupa'da Özellikle Fransa ve İtalya'da işçiler kitlesek grevlerle hayatı sarsmış  öğrenciler sokaklara taşmış sınıfla buluşmuş dünya halkları isyana durmuştur.
Bütün dünyayı kuşatan bu kitlesel başkaldırıların yaşadığımız toprakları da etkilemesi kaçınılmaz olarak yansımasını bulmuştur.
Avrupa'da bu ayaklanmalara önderlik edecek devrimci komünist partilerin olmayışı sonucu bu dalga geri çekilmiş ve devrimci güçlerin, öncü işçilerin fiziki tasfiyesiyle sonuçlanmıştır.

Karşı devrimci dalga güç kazanmıştır.

Bütün dünyada sınıfa ve devrimci güçlere yönelik saldırı bu topraklarda 12 Mart 1971 askeri darbesiyle ifadesini bulmuştur.
71 kopuşunun önderleri onları koruyamayan kırlarda sıkışıp kalmış acımasızca katledilmişlerdir.

Çıkılan yolun yanlışlığının bedeli hem kırlarda hem şehirlerde ağır bir yenilgiyle ödenmiştir.

70 li yılların sonlarına doğru tekrardan yükselişe geçen yeniden toparlanmaya çalışan devrimci hareketler bu kezde anti faşist mücadele tuzağında yorulmuş bedel ödemiş ama yol alamamışlardır.
Anti Kapitalizm eksenli devrimci bir sınıf hareketini örgütlemek yerine Faşistlerle mücadele yolu tutulmuş Kapitalizmle değil onun gölgesiyle enerji ve güç kaybedilmiştir. Devrimci bir program hiç bir güç tarafından ortaya koyulamamıştır. Savunmacı psikoloji devrimci hareketin pratiğine egemen olmuş ve olumlu bir kavrammış gibi Devrim yerine Direniş kavramı öne çıkarılmış ve hala ısrarla bu savunmacı çizgi terk edilememiştir.
Devrimci hareket devrimciliğini yitirmiş ve savunmacı çizgide ısrar eden iddiasız bir zemine savrulmuştur.
Ekonomizm, Demokratizm ve Halkçılık kuşatması bir türlü kırılamamıştır.
Sınıfın bütün kabaran öfke dalgaları bu savunmacı pasifist duvara çarpıp dağılmıştır.
Sınıfın sel olup akan bütün kitlesel çıkışları bu göz bağları nedeniyle devrim denizine ulaşamamıştır.

Bu kez 12 Eylül'de yeni ve daha acımasız bir ABD darbesi devrimci hareketin bütün kadroları ve işçi sınıfın doğal önderlerini fiziki tasfiyeye uğratmıştır.
Bütün kitleselliğine rağmen devrimci bir program ve örgüt yokluğu sınıfı ve devrimciliğe yönelen kitleleri yormuş ve tüketmiş devrim söyleminin boşalan içeriği nedeniyle uzaktan izlemeye yöneltmiştir. Sınıf kendisine başka bir gele
cek önermeyen önderlik iddiası taşımayan ve pratikte bunu cesaretle ortaya koyamayan güçlere uzak durmayı tercih etmektedir.
Önderlik iddiası devrimci bir program ve iddiaya uygun bir örgütlülüğe duyulan ihtiyaç gerçeği iddia sahipleri tarafından yanıtlanmadıkça bağ kurulamayacaktır.
İddia sahiplerinin iddiasının içeriği kadar bu iddia ya ne kadar uygun davranabildikleriyle de ilgilidir.
Marks'ın 11. Tez de vurguladığı gerçeğin hayatın içinde kurulması iradi bir varoluşu gerektirir.
Kendiliğindenliğin eleştirisi Lenin tarafından çok ayrıntılı biçimde yapılmış olup Türkiye "sol"larının mücadele anlayışına sinmiş bu savunmacı mantığının ve pratiğinin devrimci bir kopuşla aşılması gereklidir.









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder