27 Mart 2026 Cuma

TASFİYECİ RÜZGARLARIN KIRAMADIĞI UMUTLAR

 

8 Mart 2026 da öne çıkanlar, gölgede kalanlar,

Anma, Kutlama, Eğlence, Mücadele

 

8 Mart 2026 dikkatli bakınca önceki yıllara göre biraz daha farklı içeriklere bürünmüştü diyebiliriz. Uzun süredir 8 Mart’lar feminist hareketlerin etkisi ve belirlenimi altında yapılan ve solun neredeyse tüm kesimlerinin bu etkinlik ve eylemlere yedeklendiği bir tablo şeklinde sürüp gidiyordu.

Bu yıl üç farklı 8 Mart kutlamasıyla, ayrı eylemlerde kendi taleplerini, bu taleplerin ifade ediliş biçim ve içeriğini belirlemek, diğer gruplardan ayırmak ve farklı olan tutumun görünür olması için değişik zamanlarda ve saatlerde yapılan gösterilere yakından bakalım.

Bu yıl farklı olarak daha önceki kutlamalardan tam bir kopuşu başaramasa,  kararsızlık taşımış olsa da kopma ve kendini ayırma eğilimini ifade ediyordu diyebiliriz.

7 Mart Cumartesi günü öğle saatlerinde Dem parti Kadın Meclislerinin barış zinciri oluşturma eylemi için Konakta eski Sümerbank önüne çağrı yapmıştı.

Her yaştan yüz kişiye yakın kadın belirlenen saatte toplanarak önce müzikler eşliğinde halaylar çekip şarkılar söyledi. İki Dem partili vekilin Gülistan Koçyiğit ve Burcugül Çubuk’un katıldığı eylemde kadınlar tek sıra halinde ellerindeki dövizler, fotoğraflar ve kendi işledikleri “Örgütlü kadın özgür yaşamı örüyor” ve “ Jin Jiyan Azadi” pankartlarının arkasından kısa bir yürüyüş gerçekleştirerek Pier’in önünden deniz kıyısını takip ederek vapur iskelesinin önüne ulaştılar.

Az sayıda beyaz tülbentli renkli kıyafetler giymiş Kürt kadınlarının da bulunduğu yürüyüş kolu çevredekilerin oldukça dikkatini çekti. Yürüyüş boyunca çeşitli müzikler eşliğinde dans edildi. En ilginç olanıysa Sezen Aksu’nun “Karşıyım Karşı her şeye karşı” şarkısının çalındığı esnada yaşlı Oruçlu, Barış annelerinin Türkiye solundan kadınların rahatlığına pek ayak uyduramayan kararsız ne yapacağını bilmez bir duruma sürüklenmesiydi. Deniz Poyraz’ın annesi ölen kızının fotoğrafının da taşındığı yerde oldukça zor durumda kaldı. Kürtlerin daha yaşlı kadınlarının Türklüğe zorunlu entegrasyonunda yaşanan trajik sıkıntılı bir durum oluşmuştu.

Kadınların küçük bir kısmı Biji serok Apo, Barışın mimarı İmralı’dadır,  sloganı attıysa da çok rağbet görmedi. Jin Jiyan Azadi, Kadın Yaşam Özgürlük sloganı birbirinden ayrılmadan sıkça atıldı. Zaman zaman müziklerin etkisiyle coşkulu anlar yaşansa da bütün kadınların aynı duyguyu taşıdığını ortak bir duygunun olduğunu söylemek pek mümkün değildi.

Daha çok orta halli ve yoksul Kürt, Türk emekçilerin, Suriyeli göçmenlerin uğrak yeri olan Konak bölgesinde Kürt kadınların zılgıtlarla Kürtçe sloganlarla yürüyüş yapması çevredekilerde farklı iki etkiye neden oldu.

Kürt emekçileri korteji görüp, sloganları duyunca büyük bir heyecanla çevrede toplanarak eylemi desteklerken, Türk yoksulların bir kısmı biraz daha mesafeli ilgisiz gibi görünerek tepki vermemeyi seçti. Bazıları öfkelenip polisin yanına giderek buna nasıl izin verdiklerini soruyordu. Yürüyüşün tamamlandığı vapur iskelesi önünde önce Burcugül Çubuk sonra Gülistan Koçyiğit birer konuşma yaptılar.                                                                                                                                                                      Burcugül Çubuk kısa sayılabilecek genel çerçevede bir konuşma yaparken Gülistan Koçyiğit daha uzun ve siyasal gündeme ilişkin oldukça uzun bir konuşma yaptı. Barışın Mimarının Öcalan’ın 27 Şubat ta açıkladığı deklarasyonunun sonuna kadar arkasında olduklarını belirten Koçyiğit, hükümet ortaklarının sürecin gereklerini yerine getirmedikleri yönünde eleştirilerini sıraladı. Türkiye’nin barışı kadınların özgürlüğününde yolunu açacaktır diyerek, Türkiye’nin demokratikleşmesi için gerekli adımları atmakta geciktiği yönünde içeriği zayıf ancak biçimi sert bir konuşma yaptı. Asıl vurgu Türkiye’nin demokratikleştirilmesinin önündeki engellerin bir an önce kaldırılması ve Öcalan’ın çağrısına uyulmasıydı.

8 Mart Pazar günü ise saat 14.00 te Gar önünde buluşma çağrısı yapan (BDSP) EKK dışında diğer gruplar saat 15.00 için Türkan Saylan önünde buluşma çağrısı yapmıştı. Belirtilen saatte Sosyalist yapılara bağlı Kadın kortejleri, Dem Partili kadınlar kendi pankart ve dövizleriyle alana geldiler.

Küçük burjuva feminist yapıların basıncının mağlupları olarak Sosyalist yapılar erkeklerin dâhil olmadığı, bu tutumu kıracak bir hamle yapmak yerine yürüyüşe kadın kortejleriyle dahil olmuşlardı.

Bu yıl daha önce pankart bayrak yasağı da koyan bu küçük burjuva akımlardan bağımsız olarak Sosyalist yapıların yarım bir irade koyarak saat 15.00 te kendi kimlikleri, pankart, bayrak ve dövizleriyle bir yürüyüş gerçekleştirmeleri kopma eğiliminin görünür olmasını sağladı. Kızıl bayraklarıyla, devrim ve sosyalizm vurgusuyla, politik gündeme dair söylem ve sloganlarıyla sosyalist yapılar uzun zamandır geciken ama eksik bir adım atmış oldular. Erkek yoldaşlarını kortejlerinin dışında bıraktılar.

Bu olumlu eğilimi sokaklara taşıyan sosyalist anlayışların bir kısmı feminist gece yürüyüşüne de katılmakla gündüz ortaya koydukları iradeye pek uygun düşmeyen başka bir görüntü sergileyerek kafalarının çok net olmadığını ortaya koydular. Hiçbir değerlendirme yapmadan amaçsız, plansız her kalabalığın içinde olmaya çalışmak o kitlenin içinde kaybolmayı ve değiştiremeyeceğiniz için aşınmayı beraberinde getirebilir.

Yön veremeyeceğiniz daha güçlü kalabalıklar sizi etkisizleştirir kendine benzetir.

Devrimci iddiaya sahip yapıların daha planlı ve kendi doğrularını politik hattını görünür kıldığı ayrım çizgilerini çekebildiği bir odak yaratmak için bir kopuşa ihtiyaç duyduğu açıktır.

 

 2026 yılındaki çabalar 8 Mart’ı Feminist hareketlerin elinden kurtarmak ve gerçek sahipleri olarak içeriğine uygun bir anma gerçekleştirmek, işçi sınıfının öfkesini dışa vurduğu, iktidar iddiasıyla ortaya çıktığı, kadın ve erkek devrimcilerin bir kavga günü olarak hak ettiği anlama yeniden kavuşturmak için tamamlanması gereken yarım kalmış bir hamle olarak görülebilir.

Gelecek yıllarda çaba harcanırsa bu eksik tutum, kararsız dağınık eğilimler birlikte daha güçlü net bir devrimci ortak iradeye dönüştürülebilir. Belki o zaman gerçek anlamına yakışan bir şekilde güçlü devrimcilerin damgasını vurduğu 8 Martlar kutlanabilir.

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder