1 MAYIS'A GİDERKEN
2014 Nisan
Elimizdeki tüm değerler saldırı altında, İktidar her şeyin içini
boşaltıyor, düzene karşı olduğunuzu düşündüğünüz her alanda sizi
sıradanlaştırıyor ve içine alıyor, Devrimcilik hayatın köklü olarak dönüşüme
uğratılmasının yolunu açmaktır. Oysa bugün kendini "devrimci" olarak
tanımlayan her varoluşsal yapılanma düzeniçileşme tehdidi altındadır.
Hayatı dönüşüme uğratmayan bütün örgütlenmeler popüler kültürün bir
uzantısı olarak varlığını sürdürüyor. Sloganlar, aynı biçimde tekrarlanan
törenler(8 Mart, 1 Mayıs vd. günlerin içi boşaltılarak anılması),Niyetlerimizi
ve iddiamızı tahrip eden bir durumu ortaya çıkarıyor. Kapitalizmi
ideolojik ve toplumsal bir örgütlenme olarak anlayamayan her düşünce ya da
toplaşma ne kadar büyük kalabalıkları çevresine topluyor olsa da, bunun
toplumsal bir dönüşüme yol açması mümkün değildir. Sağlam bir ideolojik algı ve
temel yoksa bütün çabalar düzen içinde eritilme potansiyeli taşıyor demektir. Bu
gün yaşanan sıkıntıda tam buradadır.95-96 yıllarında gerçekleşen kitlesel
militan 1Mayıslardan sonra devrimci yükseliş geri çekilmiş ve büyüyen gövdeyi
beynin taşıyamaması sonucu tasfiye dalgası giderek derinleşmiş günümüze kadar süreklilik
kazanarak devam etmiştir.
1 Mayısın Taksimde kutlanması mücadeleyle kazanılmış ancak bu kazanım kısa
sürede devletin her türden müdahalesiyle beraber, başta Sendikalar, CHP, sivil
toplum örgütleri aracılığıyla denetim altına alınmıştır. Her yıl artarak
kitleselleşen 1 Mayısların içi boşalmış her yıl sınıfsal özünden daha da
uzaklaşmış ve karnaval havasına dönüştürülmüştür.
Sosyal şoven ulusalcı sözde sol gruplar, işçi sınıfı ve sosyalizm
kavgasının dışında her türden örgüt alanı
işgal etmiştir,1 Mayısa katılan sosyalist devrimci gruplar bu
basıncın altında n kalkamamış mücadele günü olan1 Mayıs, bir şenlik eğlence,
biriken enerjiyi kontrollü dışarı atma günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Sınıf
güçleri bu tahribatın egemen olduğu alanda sınıfsal taleplerini duyuramaz hale
gelmiştir.1 Mayıs işçi sınıfının sermayeye karşı gücünü ve örgütlülüğünü
gösterdiği kapitalizmden kurtuluş isteminin yoğunlaştığı merkezileştiği bir gün
olması gerekirken sıradan, parçalanmış, dağınık, güncel yerel taleplerin hep bir
ağızdan haykırıldığı dağıtıcı bir kargaşaya dönüşmüştür. Kürt özgürlük
hareketinden, ulusalcı şoven grupların, gerici faşist sendikalardan, Antikapitalist
İslamcısına, LGBTİ lerden, kadın hareketinden, çevrecisine,
bisikletçisinden, kapitalizmin borsa bağlantılı spor kulüplerinin taraftar
gruplarına kadar kim varsa
"sınıf savaşının en berrak iktidar talebinin ortaya çıkacağı
işçi sınıfının mücadelesinin doruk noktası “olması gereken bu günü boğan bir işlev görmeye başlamıştır. "Devrimcilik”
iddiasında olduğunu sananlardan ve her türden grubun kültürel faaliyetine
dönüşmüştür. Bu gün geleceği kuracak bilincin ve örgütlenmenin şekillenmesi
için, mevcut algının ve tasfiyeci anlayışlardan kopulması suyun kaynağına
dönülmesi gereklidir.
1 Mayıs’ta işçi sınıfının nihai
kurtuluşunu bayraklaştırmayan, dağınık, enerjisi boşa akan, örgütsüz, ama
kalabalık bir kitlenin 1Mayısı karnavala dönüştürmesi tam bir çürümenin
işaretidir.
İşçi sınıfının iktidar perspektifiyle bir mücadele kurma derdi taşıyan, sınıf
örgütlenmesini esas alan tüm güçlerin köklü bir kopuşa gereksinimi vardır. İşçi
sınıfı ve sınıf devrimcileri ciddi bir kuşatma altındadır sıkıştırıldığı
hapsolduğu bu alandan köklü bir kopuş gerçekleştirilemediği sürece çürüme ve
tasfiye devam edecektir.
Uzun yıllardır Avrupa burjuvazisinin yaydığı demokrasi söylemi
"devrimci" algıyı kuşatmış teslim almıştır. Bu günkü süreçte ABD, AKP, Cemaat, Kürt
burjuvazisinin de rol kapmak istediği ve diğer egemenlerin de elbirliğiyle giriştikleri
"barış " sürecinin basıncı altında girdiğimiz, şovenizmin, dinsel
gericiliğin devlet eliyle beslendiği bir dönemde 1 Mayıs çok farklı
geçeceğe benzemiyor. İşçilerin birçok yerde işten atıldığı direnişlerin
umutsuzca sürdüğü sendikaların giderek güç kaybettiği, sınıfın siyasetten uzak
durduğu ve egemen ideolojinin etki alanında kaldığı, sınıf mücadelesinin
yükselme dinamiğinin örgütlenemediği dağınıklık koşullarında gerçekleşecektir.1
Mayıs afişlerinden, sendikaların yaptığı açıklamalardan, anlaşıldığı kadarıyla
işçi sınıfı açısından pek parlak bir dönemi yaşamıyoruz.
Söylem olarak düzene karşı çıktığını düşünen birçok yapı eylemi ve
söylemiyle burjuva ideolojisinin etkisi altında, mevcut düzeni besleyen bir
durumdadır. Doğruyu yakalayanlar ise güçsüzdür etki alanı dardır.
"Tasfiyecilik, burjuva düşüncenin devrimci saflara sızmasıdır."
Bu yapışkan ve düzenle iç içe geçmiş biçim ve algının yıkılması, işçi sınıfının
hem ideolojik hem de örgütsel olarak toplumsal pratiğe dönmesiyle mümkün
olacaktır. Bu yeniden var oluşun hareket noktası Marksizm’in ideolojik referansları,
İşçi sınıfının dünya çapında yarattığı toplumsal pratiklerde saklıdır, Paris
Komünü ve Ekim devrimi tarihsel olarak aşılamamıştır.1 Mayıslar hedefin
ortaklaştığı, örgütlü güçlerin talepleriyle alana taşındığı, sermaye düzenini
hedef alan bir karaktere sahip olmalıdır.
Mızmızlanan, sermayeyi değil onun hükumetinin geçici memurlarını,
uygulamalarının bütününü değil, tek tek parçalarını hedef alan düzen
içi yaklaşımlar devrimcilik değildir. Sınıf mücadelesini zayıflatan
sulandıran Marksizm dışı tutumlardır ve bu gün bu anlayış
egemendir. Bu yanıltıcı kalabalıklara aldanmadan sınıf devrimcileri kendi
doğrularını haykırmalı ve küçük burjuva devrimciliğinden kopmalıdır. Sınıfın
yolu ancak böyle açılacaktır. İşçi sınıfının iktidarını, sınıfsız bir toplumu
kurtuluş olarak gören sınıf devrimciliğinin referansı Marksizm Leninizm’dir.
Düzen içinde oyalanmak isteyenler açısından tarihsel olanın ideolojik ve pratik
bilgisi asla ulaşılamayacak derinlikte, bu yolda yürümek isteyenler için
herkesin ulaşacağı kadar yakındadır.
GELECEĞİN BİLGİSİ ve EYLEMİNİN KILAVUZU BURADA SAKLIDIR.
İbrahim YURTSEVER
1 Mayıs’ta işçi sınıfının nihai kurtuluşunu bayraklaştırmayan, dağınık, enerjisi boşa akan, örgütsüz, ama kalabalık bir kitlenin 1Mayısı karnavala dönüştürmesi tam bir çürümenin işaretidir.
İşçi sınıfının iktidar perspektifiyle bir mücadele kurma derdi taşıyan, sınıf örgütlenmesini esas alan tüm güçlerin köklü bir kopuşa gereksinimi vardır. İşçi sınıfı ve sınıf devrimcileri ciddi bir kuşatma altındadır sıkıştırıldığı hapsolduğu bu alandan köklü bir kopuş gerçekleştirilemediği sürece çürüme ve tasfiye devam edecektir.
Bu yapışkan ve düzenle iç içe geçmiş biçim ve algının yıkılması, işçi sınıfının hem ideolojik hem de örgütsel olarak toplumsal pratiğe dönmesiyle mümkün olacaktır. Bu yeniden var oluşun hareket noktası Marksizm’in ideolojik referansları, İşçi sınıfının dünya çapında yarattığı toplumsal pratiklerde saklıdır, Paris Komünü ve Ekim devrimi tarihsel olarak aşılamamıştır.1 Mayıslar hedefin ortaklaştığı, örgütlü güçlerin talepleriyle alana taşındığı, sermaye düzenini hedef alan bir karaktere sahip olmalıdır.
GELECEĞİN BİLGİSİ ve EYLEMİNİN KILAVUZU BURADA SAKLIDIR.
İbrahim YURTSEVER