20 Ağustos 2017 Pazar


GÜNDOĞDU'DA VİCDAN VE ADALET NÖBET EYLEMİ'NE
ÇİMLERDE İÇEN ÖZGÜRLÜK YANLILARI İZMİRLİLER DUYARSIZ KALDI!

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ DEĞERLENDİRDİ:

'Başörtüsü serbestisinden başörtüsü mecburiyetine'


İzmir Gündoğdu Meydanı'ndaki Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin üçüncü günü geride kaldı. Alanda konuştuğumuz HDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, İzmirlilerin destek konusunda zayıf olduğunu söyledi ve ekledi: "Bu durum; görünürdeki modernliğin, aslında göründüğü gibi olmadığına ve radikal muhalefet söz konusuysa diktatörlükle muhalefet arasında eşit mesafede kalabileceğine dair bir işaret olduğu için önemli..." Kürkçü ayrıca, yeni eylem biçimleri buldukça halkın daha derinlerine ulaşmanın mümkün olduğunu da söyledi.


  ‘YENİ EYLEM BİÇİMLERİ GELİŞTİRİLMELİ’

Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde bulunan İzmir milletvekili Ertuğrul Kürkçü de Gazete Duvar’a konuştu. Pazar günü buradan ayrılacaklarını ifade eden Kürkçü “Bundan sonraki adımlarımızda eylemi yerelleştirdikçe insanların ne istediklerini ve neye hazır olduklarını öğrenmek ve böylece yeni eylem biçimleri bularak daha derinlere ulaşmak mümkün olacak’’ dedi.

‘HİÇ GELMEMİŞ OLMAMIZI, BURADAN GİTMEMİZİ İSTİYORLAR’

Nöbet boyunca yaşadıkları baskının, İzmir’in Diyarbakır’dan farkının olmadığını gösterdiğini dile getiren Kürkçü “Bu baskının altında aynı şey yatıyor: Diktatörlük. Diyarbakır’da sömürgecilikle birlikte yaşandığı için gizlenemiyor ama İzmir’de sanki böyle değilmiş gibi bir hava vardı. Halbuki aynı baskı… Hatta Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne karşı burada vilayetin tutumu Van’dan bile geri… Bizi çıplak güneş altında bırakmak için tenteleri yasakladılar; bu İzmir gibi bir yerde ölüm tehlikesi demekti. Daimi bir ses sistemi için dövüşmemiz gerekti; elektrik alınmasını engellediler. Açıkçası onlar sadece hiç gelmemiş olmamızı, buradan gitmemizi istiyorlar… Kısacası Türkiye’de tutarlı tek şey, diktatörlüğün her yerde aynı uygulanması.


‘İNSANLAR AYNI, DÖNEM FARKLI’

“Ancak asıl soru, İzmirliler bunu gördü mü? Gündoğdu alanı, çimenlikler İzmirlilerin övündükleri modern bir dinlenme yeri, boş zaman mekânı. Fakat buranın müdavimi binlerce insan, nöbetin ilk gününden beri nöbet alanını, bu mekanın orta yerinde ağrıtmadıkça unutabilecekleri bir diş çürüğü gibi gördüler. Görünürdeki modernliğin, aslında göründüğü gibi olmadığına ve radikal muhalefet söz konusuysa diktatörlükle muhalefet arasında eşit mesafede kalabileceğine dair bir işaret olduğu için önemli bu… Bu topyekün bir suçlama hiç değil. Bir saptama. Daha önce bu meydanda yaptığımız mitinglerde buradan gelip geçenlerin, oturanların pasif de olsa meydanın heyecanına, kaygısına, coşkusuna eşlik ettiğine tanık olmuştuk. İnsanlar aynı, ama dönem farklı… Bu, politik bilinçte bir tutulma işareti olduğu için önemli işte. AKP’nin yanına geçmiş olmasalar da diktatörlüğe karşı koyuşta motivasyon üretme konusunda bir gerileme var. Gerçi ilk günden itibaren sımsıcak bir ilişki doğması söz konusu olamazdı… Zaten nöbetin ve ‘vicdan ve adalet’ çağrısının varlık nedeni de buydu. Ama eylemi çeşitlendirmemiz, yeni iletişim yolları bulmamız ve çoğaltmamız gerektiğini görmüş olduk.

‘ÖRGÜTLÜ TOPLUM HÂLÂ ÇOK ATAK’

“Tüm amacımız, insanları geri çekildikleri o konumlardan yeniden itiraza çağırmak. Yoksa hiç hazır olmadıkları şeylerle yüzleşmek zorunda kalabilirler. Erdoğan rejimi başörtüsü serbestisinden başörtüsü mecburiyetine geçmeyi dayattığında çok geç kalınmış olabilir. Kılıçdaroğlu bugün nihayet dokunulmazlıkların kaldırılmasını onaylamaktan farklı bir yola girdiği için cezalandırılmaya çalışılıyor. Kılıçdaroğlu’na oy veren bu insanlar buna ne tepki verecek? Ben bu kitleden daha enerjik bir itiraz bekliyorum. Gerçekleşme ise daha geride. Diğer yandan CHP’li vekiller ve CHP’ye destek veren topluluklar başından beri nöbet alanına geliyor. Örgütlü toplum hâlâ çok atak… Ancak pasif seçmenlerle örgütlü topluluklar arasında hala aşılması gereken bir mesafe olduğunu da görüyoruz.
“Pazar günü buradan ayrılıyoruz. Herhangi bir vahametle karşılaşmadan buradan ayrılacağımızı umuyoruz. Bu nöbet bitecek ama muhalefeti toparlayıncaya dek yeni eylem biçimleri bulmak için çalışmaya devam edeceğiz. Birçok tecrübe yaşadık. Bundan sonraki adımlarımızda eylemi yerelleştirdikçe insanların ne istediklerini ve neye hazır olduklarını öğrenmek ve böylece yeni eylem biçimleri bularak daha derinlere ulaşmak mümkün olacak.”