ÇAĞIMIZIN İNSANI
Sadece satın aldıkları şeyleri konuşan insanlar ürettiler,birbirinin
sağlığını, derdini sormaz oldu kimse.Ne yana dönsen kimi duysan aynı sorular. Nereden
aldın? kaça aldın? , taksit yapıyorlar mı? Hangi karta kaç taksit ?İnsanı
görende soranda yok artık nesnelerin egemenliğine teslim olmuş bir insan
topluluğu.
Çiçeği,Doğayı,Deniz’i ,Toprağı gören de soran da kalmadı ,
önemsizleşti yaşamın kaynakları.
Kendi evinin içindeki insandan bile habersiz yaşar oldu
insanlar.
Hasta’mısın? Yorgun’musun? neden canın sıkkın? Hayat canını
mı yakıyor? Soran yok.
Herkes kendinde takılı kalmış,bozuk bir saatin akrebi gibi.
Zehrini kendi içinde taşıyor.
Her gün mağaza mağaza dolaşıp giysiler alıyor, tıka basa
yiyor,sonra spor,yürüyüş,fazla kilolar atmak vücudu sıkılaştırmak istiyor,hepsi
ciddi iş uğraş rahatlamak istiyor.
Çok tüketen,olmak revaçta artık. Tüketiyorsan,tükettiğin kadar,tükettiğin anda önemlisin, yoksa hiç hükmünde bir dışlanmışlık payına düşen.Sana vebalı gibi bakıyor tüketim dinin yoksul müritleri eski model cep telefonu ne büyük ayıp, utanç verici.Moda olanı tüketmemek adidas,converse,nıke,ve diğerleri.
Coca Cola'nın özgürlüğünü her gün defalarca yaşamıyorsan toplum dışısın.Dünya tekelleri ibadet eder gibi tüketim bekliyor senden, sen bunun için varsın.Aklın fikrin,işin gücün,varlığın tüketimin sürekliliğine kurban edilmiş bir kere.
Duyarlılığı söküp alınmış, canlılara dönmüş
insanlığımız.İnsan diyemiyorum bu halimize insanı insan yapan değerler yok
edilmiş çünkü.İnsan olmak bir biçimden ibaret değil, organların bütünlüğüyle
tanımlanmıyor sadece.Kulağı olan herkes duyuyor mu gerçekleri
vicdanı yok edilmiş insan insanmıdır? gerçekten.İnce bir
gülümseyişi insanın duygularından söz eden gençleri göremiyorum çevremde, hepsi
o kadar yorgun ve yıpranmış ki. Herkes maskesini özenle koruyor güçlü,havalı,önemli
ve özel olduğunu sanan milyonlarca aynı model formatlanmış insan...İnsani olan
hiçbir şeye duyarlı değil artık çağımızın insanı kendinden hızla kaçıyor.Güçsüzlüğünü
gizlemek için o kadar büyük çaba harcıyor,ancak yinede yaptıkları yeterli olmuyor
aşınmışlığını gizlemeye..
Son kalan az sayıda (çok azda sayılmaz aslında) insanı da
ehlileştirmek ,kendine yararlı hale
için her yolu deniyorlar.
Çürütmek için her yol açık sonuna kadar,egemen olanın
sınırları dahilinde her şeyi yapabilme “özgürlüğün” var.Ve buna o kadar
inandırmışlar ki çağımız insansısını .Onursuz yaşamaktan rahatsız
olmuyor,saygıya sevgiye ihtiyaç duymuyor ,bencillik,hazcılık,şiddet,cinsellik
ve sadece onların sunduklarını tüketen bir canlıya dönüştürüyor zamanla.Kendini
tükettikleriyle tanımlayan sürüler oluşturuyorlar tüketim sürüleri AVM ler de
ibadet eder gibi saatlerce mağazaları tavaf eden yeni “dinin” müritleri.Yani “ hiç”leştiriyorlar tüketimin kölesi yapıyorlar. İnsanı insan kılan hiçbir
özgünlüğe,dayanışmaya,duyarlılığa,hakkını aramaya onurlu bir yaşam için bedel
ödemeye izin vermek istemiyorlar.
Savaşta öldürülen çocuklara,iş kazalarında, madenlerde
ölenlere susuyor,her gün artan çocuk işçilere susuyor,evlerinde şiddet
gören,sokak ortasında öldürülen kadınlara,küçük yaşta evlendirilen(satılan),tecavüze
uğrayan kız çocuklarına susuyor.
Hep susmuyor ama ! beynine zorla nakşedilmiş futbol takımı
(şirketi) üretim yaptığında yani gol attığında deliriyor adeta kendini yırtıyor,insanlıktan
çıkıyor ,havaya çoluk çocuğa ateş ediyor sevincinden öldürüyor ,yenildiğinde
karşı takımın kendisi hiçleşmiş taraftarına (emekçi kardeşine) saldırıyor
bıçakla satırla doğramak istiyor.Milyarlarca dolar alan onun gibi milyonların
kanını emen asalak futbolcuya tapıyor hiç kimseye tapmadığı kadar.
Sülalesini bilmediği kadar bildiği atlar var birde,
saatlerce çalışıp hangisinin hangisini burun farkıyla geçtiğini,kimden olduğunu
kumda mı çimde mi daha iyi olduğunu ,yağmurda mı kuru havada mı daha iyi
koşacağını saatler günler yıllar boyu
düşünüp koşu saatinde toplaşıp bütün gücüyle bağırarak “hadi koçum, hadi
aslanım” diyerek onu daha hızlı koşturmaya çalışıp iki dakika sonra bütün
elindeki kağıtları öfkeyle parçalayan hayvan severler Jokeye söverler var.
Yılda 1 milyar 127 milyon litre alkol tüketen bir toplumsal
alkolizm durumu var birde. Kendinden kaçışın bir başka adı da “ keyif,eğlence ”
oluyor.Kendini unutana kadar içebilirsin ağlayacak, dertlenecek iç dünyanı
açabilecek hale gelene kadar söylediklerinden bir şey anlaşılmayana kadar
içerek kendini bedenini anlamsız bir rüzgara savurabilirsin.
Buda düzenin seni özgür kıldığı alanlardan biri..
İstersen bunlarda uzak durup son model otomobillerde gezen
milyon dolarlık villalarda ibadet eden şeyhini hoca efendinin yolundan da
gidebilir namazında niyazında bir insan olup bu dünyadan vazgeçip ahiret hayatı
içinde yaşayabilirsin.Kasalarında yığılmış paraların gölgesinde huşu
içinde, haşa hiçbir şey sormadan
ibadetini ölene kadar yapabilirsin.
Üstelik teknolojinin son ürünü dua matiklerle her an
otobüste yolda misafirlikte en olmadık yerde bile öbür dünya için yatırım
yapabilirsin.
Kendin olmayacaksın, iradeni teslim edeceksin, sormayacaksın,
denileni yapacak söylenene inanacaksın.Yaşadım diyecek sonra ahirete
yollanacaksın.
Öbür dünyanın gözbağları engelleyecek bu dünyanın gerçeğini
görmeni.
Onlar öyle istiyorlar çünkü,ama sen bunu da bilemeyeceksin.
İçine düştüğü bataklığa razı olmuş,onu kutsallaştıran “insan”
düşüncesi,
kahrediyor hala insan kalmakta ısrar edenleri.Heyecansız,
kendinden ve gelecekten umudunu kesmiş, sürüleşmiş zavallılaştırılmış,hiçleşmiş
insanlar olmamamızı istiyorlar.
Değiştirme gücünü ve cesaretini yitirdiğinde geriye ne kalır
ki insandan.
Onların senin için yazdığı köleleştirici kadere razı
olmak ve sonunu beklemek ne kadar acı. Azar
azar çalınan eksiltilen onurunun ,tahrip olan insan kişiliğinin rahatsızlığını duymaması
insanlık adına ne büyük acı..
Farkında olmayanların, bu acıyı duymayanların acısını da
sırtlanarak yürümek zorundayız. İnsani dokunun bu kadar derin tahribata
uğratıldığı bir tarihsel dönemde farkında olmak acımızı da sorumluluğumuzu da
arttırıyor.
Kurulan tuzaklara
düşmeden, tarihsel hafızanın izini sürerek,karanlığa ışık olmak,insan onurunu
düştüğü yerden ayağa kaldırmak ,geleceğin güzel dünyasının gizinin bugünün
çürümüşlüğünün içinden doğacağını bilerek,insanın çilesi çekilecek gelecek
güzel günler için.
Omuzlanacak bilmeyen, anlamayanların ağır yükü öyle
yürünecek bu zor zamanlarda,
“yaşadım diyebilmek için”.
10.05.2013