10 Ekim 2013 Perşembe

GÜNDELİK BİLİNCİN ELEŞTİRİSİ

ÇAĞIMIZIN İNSANI

Sadece satın aldıkları şeyleri konuşan insanlar ürettiler,birbirinin sağlığını, derdini sormaz oldu kimse.Ne yana dönsen kimi duysan aynı sorular. Nereden aldın? kaça aldın? , taksit yapıyorlar mı? Hangi karta kaç taksit ?İnsanı görende soranda yok artık nesnelerin egemenliğine teslim olmuş bir insan topluluğu.
Çiçeği,Doğayı,Deniz’i ,Toprağı gören de soran da kalmadı , önemsizleşti yaşamın kaynakları.
Kendi evinin içindeki insandan bile habersiz yaşar oldu insanlar.
Hasta’mısın? Yorgun’musun? neden canın sıkkın? Hayat canını mı yakıyor? Soran yok.
Herkes kendinde takılı kalmış,bozuk bir saatin akrebi gibi. Zehrini kendi içinde taşıyor.
Her gün mağaza mağaza dolaşıp giysiler alıyor, tıka basa yiyor,sonra spor,yürüyüş,fazla kilolar atmak vücudu sıkılaştırmak istiyor,hepsi ciddi iş uğraş rahatlamak istiyor.
Çok tüketen,olmak revaçta artık.  Tüketiyorsan,tükettiğin kadar,tükettiğin anda önemlisin, yoksa hiç hükmünde bir dışlanmışlık payına düşen.Sana vebalı gibi bakıyor tüketim dinin yoksul müritleri eski model cep telefonu ne büyük ayıp, utanç verici.Moda olanı tüketmemek adidas,converse,nıke,ve diğerleri.
Coca Cola'nın özgürlüğünü her gün defalarca yaşamıyorsan toplum dışısın.Dünya tekelleri ibadet eder gibi tüketim bekliyor senden, sen bunun için varsın.Aklın fikrin,işin gücün,varlığın tüketimin sürekliliğine kurban edilmiş bir kere.

 Giyiniyor,çeşit çeşit dolaplar dolusu giyecekler,ayakkabılar,takılar,ne ararsan fazlasıyla var.Saçını boyatıyor,durmadan yiyor,sonra yağlarını yakmak için para verip spora gidiyor,gözaltı kremleri alıyor,hep fark edilmek istiyor,ama diğerleri de kendisi gibi, tek derdi kendisi olmuş herkesin.İnsanı ilgilendiren bir gerçekten söz açsan kaçıyor yanından,fal bakıyor fincandan kağıttan geleceğini arıyor.Dışarıdan parlayan imajına bakan dünyanın en mutlu insanı sanır,içi zindan oysaki kaybolduğu koca bir karanlık. Mutsuz,geleceğinden endişeli,güvensiz ama parıltılı imajı yerinde. Saçlar model kesilmiş,kulakta küpe,burunda hızma (percing), kulaklar insana dünyaya kapalı,telefondaki müzik sağır ediyor insanlığını .
Duyarlılığı söküp alınmış, canlılara dönmüş insanlığımız.İnsan diyemiyorum bu halimize insanı insan yapan değerler yok edilmiş çünkü.İnsan olmak bir biçimden ibaret değil, organların bütünlüğüyle tanımlanmıyor sadece.Kulağı olan herkes duyuyor mu gerçekleri
vicdanı yok edilmiş insan insanmıdır? gerçekten.İnce bir gülümseyişi insanın duygularından söz eden gençleri göremiyorum çevremde, hepsi o kadar yorgun ve yıpranmış ki. Herkes maskesini özenle koruyor güçlü,havalı,önemli ve özel olduğunu sanan milyonlarca aynı model formatlanmış insan...İnsani olan hiçbir şeye duyarlı değil artık çağımızın insanı kendinden hızla kaçıyor.Güçsüzlüğünü gizlemek için o kadar büyük çaba harcıyor,ancak yinede yaptıkları yeterli olmuyor aşınmışlığını gizlemeye..
Son kalan az sayıda (çok azda sayılmaz aslında) insanı da ehlileştirmek ,kendine yararlı hale
için her yolu deniyorlar.
Çürütmek için her yol açık sonuna kadar,egemen olanın sınırları dahilinde her şeyi yapabilme “özgürlüğün” var.Ve buna o kadar inandırmışlar ki çağımız insansısını .Onursuz yaşamaktan rahatsız olmuyor,saygıya sevgiye ihtiyaç duymuyor ,bencillik,hazcılık,şiddet,cinsellik ve sadece onların sunduklarını tüketen bir canlıya dönüştürüyor zamanla.Kendini tükettikleriyle tanımlayan sürüler oluşturuyorlar tüketim sürüleri AVM ler de ibadet eder gibi saatlerce mağazaları tavaf eden yeni “dinin”  müritleri.Yani “ hiç”leştiriyorlar tüketimin kölesi yapıyorlar.  İnsanı insan kılan hiçbir özgünlüğe,dayanışmaya,duyarlılığa,hakkını aramaya onurlu bir yaşam için bedel ödemeye izin vermek istemiyorlar.
Savaşta öldürülen çocuklara,iş kazalarında, madenlerde ölenlere susuyor,her gün artan çocuk işçilere susuyor,evlerinde şiddet gören,sokak ortasında öldürülen kadınlara,küçük yaşta evlendirilen(satılan),tecavüze uğrayan kız çocuklarına susuyor.
Hep susmuyor ama ! beynine zorla nakşedilmiş futbol takımı (şirketi) üretim yaptığında yani gol attığında deliriyor adeta kendini yırtıyor,insanlıktan çıkıyor ,havaya çoluk çocuğa ateş ediyor sevincinden öldürüyor ,yenildiğinde karşı takımın kendisi hiçleşmiş taraftarına (emekçi kardeşine) saldırıyor bıçakla satırla doğramak istiyor.Milyarlarca dolar alan onun gibi milyonların kanını emen asalak futbolcuya tapıyor hiç kimseye tapmadığı kadar.
Sülalesini bilmediği kadar bildiği atlar var birde, saatlerce çalışıp hangisinin hangisini burun farkıyla geçtiğini,kimden olduğunu kumda mı çimde mi daha iyi olduğunu ,yağmurda mı kuru havada mı daha iyi koşacağını  saatler günler yıllar boyu düşünüp koşu saatinde toplaşıp bütün gücüyle bağırarak “hadi koçum, hadi aslanım” diyerek onu daha hızlı koşturmaya çalışıp iki dakika sonra bütün elindeki kağıtları öfkeyle parçalayan hayvan severler Jokeye söverler var.
Yılda 1 milyar 127 milyon litre alkol tüketen bir toplumsal alkolizm durumu var birde. Kendinden kaçışın bir başka adı da “ keyif,eğlence ” oluyor.Kendini unutana kadar içebilirsin ağlayacak, dertlenecek iç dünyanı açabilecek hale gelene kadar söylediklerinden bir şey anlaşılmayana kadar içerek kendini bedenini anlamsız bir rüzgara savurabilirsin.
Buda düzenin seni özgür kıldığı alanlardan biri..
İstersen bunlarda uzak durup son model otomobillerde gezen milyon dolarlık villalarda ibadet eden şeyhini hoca efendinin yolundan da gidebilir namazında niyazında bir insan olup bu dünyadan vazgeçip ahiret hayatı içinde yaşayabilirsin.Kasalarında  yığılmış paraların gölgesinde huşu içinde,  haşa hiçbir şey sormadan ibadetini ölene kadar yapabilirsin.
Üstelik teknolojinin son ürünü dua matiklerle her an otobüste yolda misafirlikte en olmadık yerde bile öbür dünya için yatırım yapabilirsin.
Kendin olmayacaksın, iradeni teslim edeceksin, sormayacaksın, denileni yapacak söylenene inanacaksın.Yaşadım diyecek sonra ahirete yollanacaksın.
Öbür dünyanın gözbağları engelleyecek bu dünyanın gerçeğini görmeni.
Onlar öyle istiyorlar çünkü,ama sen bunu da bilemeyeceksin.


İçine düştüğü bataklığa razı olmuş,onu kutsallaştıran “insan” düşüncesi,
kahrediyor hala insan kalmakta ısrar edenleri.Heyecansız, kendinden ve gelecekten umudunu kesmiş, sürüleşmiş zavallılaştırılmış,hiçleşmiş insanlar olmamamızı istiyorlar.
Değiştirme gücünü ve cesaretini yitirdiğinde geriye ne kalır ki insandan.
Onların senin için yazdığı köleleştirici kadere razı olmak  ve sonunu beklemek ne kadar acı. Azar azar çalınan eksiltilen onurunun ,tahrip olan insan kişiliğinin rahatsızlığını duymaması insanlık adına ne büyük acı..
Farkında olmayanların, bu acıyı duymayanların acısını da sırtlanarak yürümek zorundayız. İnsani dokunun bu kadar derin tahribata uğratıldığı bir tarihsel dönemde farkında olmak acımızı da sorumluluğumuzu da arttırıyor.
 Kurulan tuzaklara düşmeden, tarihsel hafızanın izini sürerek,karanlığa ışık olmak,insan onurunu düştüğü yerden ayağa kaldırmak ,geleceğin güzel dünyasının gizinin bugünün çürümüşlüğünün içinden doğacağını bilerek,insanın çilesi çekilecek gelecek güzel günler için.
Omuzlanacak bilmeyen, anlamayanların ağır yükü öyle yürünecek bu zor zamanlarda,
yaşadım diyebilmek için”.
                                                                                                                10.05.2013